post-image

2025, Mühendislik Gücümüzü Global Arenada Gösterdiğimiz Bir Yıl Oldu.

Türkiye’de endüstriyel su arıtma, ileri arıtma teknolojileri ve sürdürülebilirlik odaklı mühendislik çözümleriyle öne çıkan Artaş, 2025 yılını sahadaki deneyimlerin şekillendirdiği dönüştürücü bir yıl olarak değerlendirdi.

Artaş Y.K.B. Yardımcısı Evren Dindiren Dönmez:

“2025, hiçbirimiz için kolay bir yıl değildi fakat bu nedenle öğretici ve dönüştürücü oldu. Türkiye’de ve yurt dışında yürüttüğümüz projelerde, yalnızca teknik çözümler üretmekle kalmadık; belirsizlikleri yönetmeyi, hızlı değişen koşullara uyum sağlamayı ve mühendisliğin gerçek değerini sahada yeniden tanımladık. Avrupa ve Kuzey Afrika’da yürüttüğümüz çalışmalarla, Türk mühendisliğinin uluslararası projelerde nasıl fark yarattığını bir kez daha deneyimledik.”

Evren Dindiren Dönmez ile yapılan röportajın tamamı:

Türkiye için iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik açısından 2025 nasıl bir yıl oldu?

"2025, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle yüzleşmesinin daha somut hale geldiği bir yıl oldu. Su kaynakları üzerindeki baskı, kuraklık, ani iklim olayları ve artan enerji–su ilişkisi, artık teorik başlıklar olmaktan çıktı; günlük hayatın ve sanayinin bir parçası haline geldi.

Sahada çalışan bir mühendis olarak şunu net söyleyebilirim: Farkındalık artıyor, evet. Ancak asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, bu farkındalığın ölçülebilir uygulamalara dönüşmesi. Su geri kazanımı, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği konularında doğru yönde adımlar atılıyor; fakat hızlanmamız gerekiyor.

2025, bir geçiş yılıydı. Asıl sınavın, bu farkındalığı sistemli çözümlere dönüştürebildiğimiz ölçüde 2026 ve sonrasında verileceğine inanıyorum.”

Artaş açısından 2025 nasıl geçti?

“2025, hiç birimiz için kolay bir yıl değildi ama tam da bu nedenle öğretici ve dönüştürücü bir yıl oldu. Türkiye’de ve yurt dışında yürüttüğümüz projelerde, yalnızca teknik çözümler üretmekle kalmadık; belirsizlikleri yönetmeyi, hızlı değişen koşullara uyum sağlamayı ve mühendisliğin gerçek değerini sahada yeniden tanımladık.

Yıl boyunca; endüstriyel tesislere yönelik atıksu arıtma, ileri arıtma ve mevcut tesislerin rehabilitasyonu projelerinde aktif rol aldık. Özellikle yüksek mühendislik gerektiren, operasyonel sürekliliği kritik olan projeler Artaş’ın uzmanlık alanını daha görünür kıldı. Aynı zamanda Avrupa ve Kuzey Afrika’da yürüttüğümüz çalışmalarla, Türk mühendisliğinin uluslararası projelerde nasıl fark yarattığını bir kez daha deneyimledik.

Özetle; 2025, planların değil, sahadaki gerçeklerin belirleyici olduğu bir yıl olarak hafızamda yer etti. 2025’i benim için özel kılan nokta ise şu oldu: Bu yıl, Artaş’ın yalnızca tesis kuran bir şirket değil; deneyimiyle, mühendisliğiyle ve yaklaşımıyla güven veren bir çözüm ortağı olduğunu daha net ortaya koydu.”

2026 yılında COP’un Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek olması hakkında neler söylemek istersiniz?

“COP’un 2026 yılında Türkiye’de düzenlenecek olması, ülkemiz adına çok kıymetli bir fırsat. Ancak bu fırsatı yalnızca bir ev sahipliği olarak değil; bir duruş ve bir mesaj olarak değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Türkiye, güçlü bir mühendislik altyapısına, deneyimli insan kaynağına ve çözüm üretme refleksine sahip. COP 2026, bu potansiyeli dünyaya anlatmak için önemli bir platform olabilir. Ama en değerlisi, söylemlerden ziyade sahada çalışan çözümlerimizi, gerçek projelerimizi ve uygulama kabiliyetimizi gösterebilmek.

Bu sürecin, Türkiye’nin iklim gündeminde daha cesur, daha net ve daha sonuç odaklı bir dönemin başlangıcı olmasını diliyorum.”

2026 için hedef ve öngörüleriniz nelerdir?

“2026’ya bakarken benim pusulam çok net. Vizyonu bir pusula gibi görüyorum; o pusula projeye dönüşüyor, proje de sahada karşılığı olan bir etki yaratıyorsa anlam kazanıyor. Artaş açısından hedefimiz; mühendislik derinliği yüksek, uluslararası projelerde daha etkin rol alan ve sürdürülebilirlik alanında gerçek etki yaratan bir yapı olmak.

İleri arıtma teknolojileri, suyun yeniden kullanımı ve endüstriyel tesislerde verimlilik artırıcı çözümler önceliğimiz olmaya devam edecek. Aynı zamanda Avrupa merkezli iş birlikleri ve Ar-Ge odaklı çalışmalarla bilgi üretmeye ve paylaşmaya devam etmek istiyoruz.

2026’yı, mühendisliğin yeniden merkezde olduğu; kararların veriyle, bilimin rehberliğinde alındığı bir yıl olarak görüyorum. Ve açıkçası, en çok da bu yolculuğun parçası olmaktan heyecan duyuyorum.”